|
Çeçen
mücahitlerin komuta karargahı bir Çeçen komutanı Abu-Dar’ın şehit olduğunu
belirtiyor. Ülkesinin güneyinde meydana gelen şiddetli bir çatışmada şehit
düştü. Emir Abu-Dar Çeçen uyruklu idi. Onun birliği mücahitlerin askeri
Meclisine girmektedir”.(Kavkaz-Center, “Bir Çeçen komutan daha şehit
oldu”)
Savaş
bölgesinden sadece bir resmi haber. Bu kuru cümlelerin arakasında ise tamı
tamına bir hayat yaşanmıştır. Mücahidin kaderi, mümine yakışır bir
kader! Evet birkaç gün önce “Kavkaz-Center”, henüz otuz yaşına basmamış
olan Emir Abu-Darr’ın şehit düştüğünü ile ilgili haber yayınladı.
Belirtmeliyiz ki, İslam ahlaki normlarına göre bir Müslüman’ın öldüğü
haberi çevresine yayılmalı ve onun arkadaşların bunu saklanmaması,
Abu-Darr’ın ölümü Direniş için bir kayıp olduğu halde, mücahitlerin
bu dehşet verici savaşta düşmanlarını yenmeye niyetlerinde olduklarını gösteriyor.
Buna rağmen, Mevla kendi samimi kullarına, bir şehit yerine birkaç mücahidin
ortaya çıkaracağını garanti ediyor. Arkasından gelenler de daha iyi
olacaklar, İnşa Allah!
Konuşmalarında
çok sade olmasına rağmen, yine de seninle yanında iken onun aynı zamanda
senin için ulaşılmaz olduğunu hissederdin. Onun için de bu Çeçen mücahide
karşı olan hoş duygusu daha da artardı. Bu genç kendine saygı göstertilmesini
ve sevdirilmesini biliyordu. Amin’in(doğduğunda verilen ad) savaş hayatı
ta 1994 ve 1995 yıllarında başlamıştı, ki Rusya’nın zırhlı haçlılar,
boyun eğmeyen halkını cezalandırmak için Çeçen başkentine girmişlerdi.
“Melkaşka” denen çok hafif bir tabanca hariç yanında hiçbir silah
bulunduramayan o, kendi ilk çarpışmasına girmişti ve bu fani dünyadaki
hayatı boyunca kendi sonuna kadar samimi bir vatansever ve gerçek mücahit idi.
“Amin”
Arapça’da “güvenilir” demektir. O gerçekten de güvenilir bir insandı
ve onun için çoğu mücahitler onun birliğine girmeye çalışıyorlardı,
çünkü güvenilir Emir Abu-Darr kendi askerlerine iyi bakar ve mücahitlerin
hayatlarını boşuna riske sokmazdı. O Emir Hattab’ın benimsediği bir
prensibe göre hareket ederdi, Hattab sık sık söyler: “Bana şehitler değil,
mücahitler lazım!”
Ayrıca
duygularını dışa vurmamaya bilip, kızgınlık halinde kendini kontrol
edebildiğine rağmen, bir tesirden çok etkilenen bir insandı, bunu da bu
haberin yazarı şöyle öğrendi. İkinci Rusya-Çeçenistan savaşının
arifesinde Abu-Darr’a “Mücahidin Duası” şiirinden birkaç cümlesi
okunmuştu: “Gerdirmek...İçmek... Ve şarkıyı da söyleyerek-
Onların
özü belli, konuşmaları bağlantısız da olsa!
Bu yürekte Yaratıcının kızgınlığı yanmaktadır,
Şahsi
nefret ile karışmış durumunda!”
Abu-Darr
bir zaman sonra konuşmaya başladı ve bu cümlesini dinlerken tüm vücuttan
bir titreşimin geçtiğini itiraf
etti. Büyük konuşmayı sevmez, harekete geçmeyi tercih ederdi. Kabul
edilmeli ki, o gerçek bir savaşçı ve Cihadın yorulmaz bir hizmetçisi idi!
Onun cesaretine, dinçliğine gıpta etmemek mümkün değildi. Onun için değil
miydi o Emir Hattab’ın en çok güvendiği adamlarından, ta ilk savaşta karşılaşmış
ve sonuna kadar birlikte idiler.
“Gerat”
birliğinin komutanı olarak, Abu-Darr abluka altındaki başkentte kalmıştı
ki, orada da onun mücahitleri inanılmaz cesaretlerini sergiliyorlardı ki,
bunun sırrı da sadece bir şeyde saklı idi- her şeye gücü yetiren
Mevla’ya olan inancı! Ve tek göz İsmail’in (“Bagram”) şehit düştüğünü
kendine bildirilince, Abu-Darr her zamanki tebessümle dedi ki: “Emin olunmalı
ki, o şuanda gök hurileri ile hoş bir halde bulunuyordur!”
Kendisi
ciddi bir şekilde yaralanmıştı: her şeyden öte ayağı kırık idi, fakat
mücahitlere kendini taşımalarına izin vermiyordu, makineli tüfeği ile yere
dayanarak kendisi yürüyordu. Fakat abluka altına alınmış Cevher’den çıkma
zamanı gelince, “ermolov” çıkışında ise alçısını çıkarıp diğer
mücahitlere katılmıştı. Ayrıca onun birliği en az kayıplarla çıkabilmişti.
Bu
cümlelerin yazarı onu en son 2000 yılının 3 şubat günü görmüştü, ki
kendisinin tecrübeli ve güvenilir birkaç mücahit ile Rus işgalcilerce her
taraftan çevrilen küçük bir köy Şaami-Yurt’tan yine aynı tebessümle, düşman
çemberinin içinden diğer Çeçen savaşçıların çıkışlarını sağlamak
için keşfe gidiyordu.
Bazı
rivayetlere göre, mücahitler tarafından yüz kadar Pskov paraşütçülerin
yok edildiği askeri operasyonu komuta eden Abu-Darr’ın olduğunu söyleniyor.
O birkaç defa yaralanmıştı, fakat, Allah’ın Kendi Ebedi Cennetine şehit
rütbesini bahşedip almasına kadar her
zaman savaş safına dönüyordu. Mevla’mız Cihatta şehit düşenler için
“onlar ölüdür” demeyiniz diye buyurmaktadır. Daha da fazlası, Allah Yüce
Kuranında onların diri olduklarını ve kendilerine Mevla tarafından bahşedilen
lütuf için sevinç duyduklarını...Ve kendi dostlarını beklediklerini!-
buyuruyor.
Allah’ımız, Kutsal Cihat yolunda hepimizi muvaffak eylesin! Amin!
|